Charles Texier’in Gözünden İstanos (Yenikent)
Charles Texier’in Gözünden İstanos (Yenikent)

Ayaş’tan İstanos kasabasına doğru Ankara Çayı’ndan çıkılınca, Olimpus yenilgisinden sonra gelen Roma ordularına karşı koymak isteyen Gal kabilelerinin sığındığı değişik vadilere ayrılmış, dağınık bir bölgeden geçilir. İstanos kasabası vadinin girişinde ve Çarsu Çayı’nın (Bugünkü Ova/Zir Çayı) kenarındadır. Halkı, Türk ve Ermeniden oluşur. Ermeniler  çoğunluktadır.

Dağın yukarı kısmında  birtakım mağaralar ve inler görülür. Bu mağaralardan birinin boyu 3 metre, eni 2 metre ve 25 cm’dir. Bir ikincisinin boyu 11 metre 30 cm ve eni 3 metre 33 cm’dir. Bir üçüncüsünün, birbiri üzerine oyulmuş üç katı vardı. Bunlarda görülen yol ve baca gibi çıkışlar; bunlara birkaç ailenin yerleştiği fikrini verir. Bunların kimler. tarafından oyulduğu ve buralarda hangi dönemde kimlerin kaldığı bilinemez. Yerliler, yabancıları bu ilginç eserlerin içinde gezdirmekten adeta nefret ederler.

(Her gelen seyyahın bu mağaraları gezdiği ve bunun da artık halkta bıkkınlık oluşturduğu anlaşılıyor. Fotoğrafımızdan da anlaşıldığı gibi bugün de ayakta olan bu mağaralar ve devasa kayalar;  bizlerin de dikkatini, ilgisini çekmekte. Ancak o günlerde sürekli olarak yanında yaşayıp görmeye alışık oldukları için halk nazarında belki de çok fazla bir şey ifade etmiyordu.  Ya da o yıllarda (1830-40) nüfusun çoğunluğunu oluşturan Ermeniler bu yabancı seyyahlara çok misafirperverce davranmıyorlardı. Admin

Vadiyi çıkmaya devam ederek Gök Dağın bayırlarına gelinir. Bu yüksek yerde, büyük taşlardan yapılmış bir sura rastlanır; taşların yerleştirilmesi oldukça düzgündür. Bunun, Galatlara ait bir eser olduğunda şüphe yoktur. Bu surun biraz dik yanında Kazıklı köyü vardır. Dağın içi, bu tarafın yaylasıdır. Hemen bu köy yakınında, diğer büyük bir mağara daha vardır; uzunluğu 40, genişliği 20 ayak kadardır. Kalker bir kayaya oyulmuştur. Girişinde bir savunma duvarı da vardır.

Félix Marie Charles Texier

Burası, şimdi kötü havalardan saklanmak isteyen çobanlardan başkasının işine yaramaz. Vadiyi çıkmaya devam edilince Germeç Dağı’na gelinir. Bunun tepesinde, Germeç kalesi vardır; eteğinden Ankara çayı akar. Bu su, yazın çok incecik bir dere ise de ilkbaharda geçmesi zor bir derecede kabarır. Kalenin bulunduğu dağın kuzey yamacından, bir kaynak suyu akar. Eski eserlerden üzerinde kubbeli bir hamam vardır. Bunu yerliler bir Ceneviz eseri olarak tanırlar.

” Cenevizden kalma” tabiri, burada aslı bilinmeyen bütün eski eserlere kullanılır.  Ainsworth’a göre bu kale, Romalılardan kalma olup hamam da büyük ihtimal aynı döneme aittir. Bu dağın adıyla Germa şehrinin adı ve Sanskirit dilinde sıcak anlamında olan ‘ganna’ kelimesi arasındaki ilişki, dikkat çekicidir.

Ankara Çayı vadisi, gerek eski eserler ve gerek arazi oluşumu noktasından her adımda başka bir şey gösterir. Yukarı Türk Ali ve Aşağı Türk Ali isimlerindeki iki köy arasında bir dağ daha yükselerek ikinci bir kaplıca daha çıkarır. Vadinin yukarı kısmında ve yüz elli metre kadar yükseklikte, savunma istihkamı olan geniş bir mağara görülür.Buraya Hırsız mağarası adını verirler. Bunun, yolcuları korumak için yapıldığı muhtemeldir .

Kaynak: Charles Texier, Küçük Asya Tarihi Coğrafyası ve Arkeolojisi, 2. Cilt.

Charles Texier Kimdir?

1802 doğumlu Fransız gezgin, arkeolog ve mimar. 1833 ve 1843 yıllarında çıktığı Anadolu gezilerinde ülkemizin çoğu yerini gezmiş; ülkemizde araştırmalar, kazılar yapmıştır. Bir taraftan Ülkemizdeki hüküm sürmüş medeniyetlerle ilgili bilgiler vermiş bir taraftan Osmanlı devletinin 19. yüzyılının etnik, demografig, coğrafi,  kültürel ve ekonomik olarak  bir fotoğrafını çekmiş ve edindiği tüm bilgileri üç ciltlik Küçük Asya ( Asie  Mineure) adlı 3 ciltlik dev eseriyle ilim dünyasına sunmuştur.

O dönemki birçok tarihi yapının çizimlerini yaparak o günkü durumlarını da tespit etmiştir. Şehirlerin topografik planlarını çıkarmıştır.

1871 yılında Paris’te ölmüştür.

Bir cevap yazın