Yenikent’in Tarihi 1- (İstanos Dönemi)
Yenikent’in Tarihi 1- (İstanos Dönemi)

Yenikent’in eski yerleşimi Zir Vadisi’ndedir. Eski kaynaklardaki adı da İstanos’dur. 1800’lü yıllardan itibaren Zir adı geçmeye başlar. (Bakınız Yenikent’in Tarihi 2) Zir Vadisin’den şimdiki yerine taşınınca da Yenikent ismini almıştır. (Bakınız: Yenikent’in tarihi 3) İstanos akarsu ülkesi anlamına gelmektedir. Zir Vadisinden bugün de hala akmakta olan Ova Çayı nedeniyle bu isim verildiği anlaşılıyor.

İstanos; Virancık, Kozgan, Ahur, Aydın, Kargın ve Yassıviran köylerini de kapsayan bölgenin adıydı. İstanos’un merkezi konglemara tipi kayalıklarla iç içedir. Bu kayalıklar bugün de hala mevcuttur.

Bu bölgede Bizans, Danışmendliler, Anadolu Selçukluları, İlhanlılar, Karamanoğulları hakimiyeti görülmüş ve 1354 yılında da Osmanlı Devleti hakimiyetine girmiştir. Osmanlı Dönemi İstanos’a ait ilk bilgi 1462-63 yıllarına ait Ankara Mufassal Tahrir Defterinde geçmektedir.

Buradaki bilgilere göre nüfus gayrimüslim ağırlıklıdır. Gayrimüslim nüfusun geneli de Ermenilerdir. Ermenilerin buraya ne zaman yerleştiği belli olmamakla birlikte Bizans tarafından yerleştirilmiş olmalıdır. Bizans döneminde para, mal mülk verilerek Ermenilerin Doğu Anadolu ve İç Anadolu’ya yerleştirildiği bilinmektedir.

Bu belgeye göre İstanos 146 hanedir. 27 hane de Türk-Müslüman ismi geçmektedir. 1 hanede 5 kişi olduğu kabul edilirse 146 ile 5’i çarpınca yaklaşık nüfusu 730 bulunur. 1550 yılında 310 hane ( 242 hane gayrimüslim, 28 müslim; aynı hesapla nüfus 1350 bulunur. ) civarındaki köyler iki üçü hariç diğerleri Türk köyüdür.

Foto kaynak: National Geographic – Çamaşır yıkayan Ermeni kadınlar

 

1831 yılında yapılan sayımda İstanos’un nüfusu Murtaza-abad nüfusu içinde verildiği için toplam nüfusbilinmemekle birlikte gayrimüslim nüfus 979 olarak görünmektedir. 1833’te bölgeyi gezen Charles Texier Ermeni nüfusun fazla olduğunu belirtmektedir.

Yine bu belgeye göre İstanos ve çevresindeki köyler padişah hassı olarak geçmektedirç. (has: yıllık geliri 100.000 akçeyi geçen hükümdar ailesi ve yüksek dereceli devlet memurlarına verilen dirliklerdir.)

1571-72 yılı Evkaf Defterinde İstanos’un toplam geliri 21.979 akçe olup olup bu gelir Sultan Bayezid’in Amasya’da yaptırdığı imaret ve medresesine vakfedilmiştir. Yine bu defterdeki bilgilere göre İstanos ve çevresine Türkler yerleştirilmiştir. Murtaza-abad kazasına tabi köyler arasında Eymür, Kınık, Kayı, Döger ve Peçenek gibi Oğuz boylarının adlarını taşıyan köyler de bunu göstermektedir.

Bu yerleşik olan Türklerin dışında Ankara ve civarında yerleşik olmayan yörük cemaatler de vardı. (Ankara kazasında bulunan yörükler 1462 yılında 405 hane görünmekte) Yerleşik olmayan bu aşiretlerin yerleşik halkın mallarına ve canlarına zarar verdiği şikayet içeren pek çok belgeden anlaşılmaktadır. Bu yüzden devlet bu aşiretleri bulundukları yerlere iskan etmeye çalışmıştır. Örneğin 1850 yılında iskan edilen 6554 haneden 109 tanesi Zir nahiyesine iskan olmuştur. 19.yüzyılda belgelerde İstanos yerine Zir adı geçmektedir. ( Zir Farsça ‘alt, aşağı’ anlamındadır.)

Foto kaynak: Agos.com.tr

 

İstanos’un ekonomisi tarım ve hayvancılıktan ziyade sof üretimi ve ticaretine dayalıydı. Sof ve şali denilen kumaş Ankara ve civarında yetişen keçilerin tiftiğinden imal edilirdi.

Kadınlar tarafından eğrilen tiftik iplik haline getirilir ve bu iplikler sof dokuyucuları tarafından dokunur yıkanır boyanır ve cendereciler tarafından düzeltildikten sonra yüksek mevkideki kimselerin giydikleri sof kumaşlar meydana geliyordu.

Sof dokuyucuları üretimin asıl bölümünü oluşturuyordu.Evlerinin birer bölümünde kurdukları tezgahlarda çalışan birçok aile vardı. İstanos, Erkeksu ve Miranos gibi köylerde tarım yapılmayıp sof üretimi ve ticareti yapılıyordu.

İstanos’taki bu sof üretimi buraya ticari bir canlılık vermiştir. Daha 16. yüzyılda köy olmasına rağmen sof ticaretine bağlı bir pazar kurulmaktaydı. 1571-72 yılında bac-ı pazar vergisi vermektedir. Ankara’yı ziyaret eden bütün seyyahlar seyahatnamelerinde bu meşhur sof kumaşından bahsetmişlerdir.

This Post Has 2 Comments

  1. veysel atılgan

    eğer cümleye yeni kentin eski yerleşim yeri ziir vadisindedir diye başlarsanız. hata yaparsınız. ve daha sonraki cümlelerin bir anlamı olmaz. ama eğer derseniz ziir vadisindeki istanos nahaiyesi yada ziir köyü taşınarak şimdiki yenikentin bulunduğu alana gelmiştir diye. bu gerçekçi olur doğrumudur

    1. admin

      Veysel Bey yazımız daha anlaşılır olması için seri halinde yayımlandı. Seriyi okuyanlar sırasıyla İstanos, Ziir ve Yenikent isimlerinin kullanıldığını, Zir döneminin 1957 yılı sonrasında yer değişimiyle sona erdiğini ve bu yeni kurulmaya atfen Yenikent adını aldığını göreceklerdir.

Bir cevap yazın